Browse By

YÖNETİM SOSYOLOJİSİ

Yönetim Sosyolojisi

 

Çağcıl Bürokrasini Özellikleri

 

  1. Genellikle kurallar, yani yasalar yâda yönetmeliklerce düzenlenmiş belirli ve resmi yetki alanları ilkesi geçerlidir.
  2. Görev hiyerarşisi ve kademeli yetki düzeylerine ilişkin ilkelere göre, alt düzeylerdeki görevlilerin denetlenmesini sağlayan, sınırları açıkça çizilmiş bir alt- üst ilişkisi vardır.
  3. Çağcıl bürokrasinin yönetimi, saklan yazılı belgelere ( dosya ) dayanır.
  4. Daire ya da büro yönetimi, daha doğrusu uzmanlık isteyen tüm çağdaş iş yönetimi, çok esaslı bir uzmanlık eğimi gerektirir.
  5. Daire yada büro iyice geliştikten sonra, resmi etkinlikler görevlinin tüm kapasitesini kullanmasını gerektirir. Bu da memurluğun teknik bilgi ve yeteneklere göre işe almanın söz konusu olduğu yaşam boyu çalışılacak bir meslek haline gelmesiyle olanaklıdır.
  6. Çağcıl bürokrasilerde ( memurun ) kişisel geliri, serveti ile kamusal gelir; kişisel yaşamı ile kamusal yaşamı arasında bir ayrım söz konusudur. Gayrişahsîlik
  7. Çağcıl bürokrasilerde memurun çalışmasında kişisellikten uzak bir ussallık anlayışı geçerlidir.

Bürokrasi – Siyaset ilişkisinin Kültürel Boyutu

Bürokrasi – siyaset ilişkisi bakımından sistem öngörüldüğü biçimde çalışmıyorsa, başka etmenlere, başka unsurlara da bakmak gerekiyor. Bu açıdan davranışsal bir değerlendirme yaptığımızda bürokrasi – siyaset ilişkisinin yalnızca bizde değil, pek çok yerde bir güç savaşını, bir üstünlük kurma savaşımı biçimde geliştiğini görüyoruz.

Politikacının gücü, halkın oylarıyla göreve gelmiş olmasından, halkın temsilcisi olmasından kaynaklanıyor. Ancak politikacı bu gücünü kimi zaman abartıp doğrudan doğruya halka kamusal hizmetler sunmak üzere kurulmuş bulunan yönetim mekanizmasını siyasal yada maddi çıkar sağlama yönünde de kullanabilecek noktaya geliyor. Bu güç savaşında, üstünlük kurma mücadelesinde bürokratın gücü nerden geliyor? Bürokratın gücü hem uzmanlık bilgisinden hem de yönetim içinde edindiği deneyimden kaynaklanıyor.

İnsanlar, nesnel gerçekliğe göre davranmazlar. O gerçekliği nasıl algılıyorlarsa ona göre davranırlar. Bu nedenle, bürokratın politikacıyı, politikacının da bürokratı nasıl gördüğü, nasıl algıladığı oldukça önem taşımaktadır. Geriye doğru baktığımızda yalnızca bizim ülkemizde değil, pek çok ülkede bürokratın politikacıya politikacının da bürokrata bakışından temelde bir kuşku ve güvensizlik olduğunu görüyoruz. Bu kuşku ve güvensizlik kaynakları çok çeşitli olabilmektedir.

 

 

 

1- Siyasal ve ideolojik görüş ayrılıkları

2- Çıkar ve rant paylaşımı

3- Irksal ve dinsel ayrımlar

 

Bu açıdan, bu kuşku ve güvensizlik ortamına baktığımızda ilk iki nedenin de bizim kamu yönetimiz de bürokrasi – siyaset ilişkisinde belirgin bir biçimde ortaya çıktığını görüyoruz. Bugünlerde en egemen olan etmen, rant paylaşımıdır; ancak bir tehlike daha Türk kamu yönetimini bürokrasi – siyaset ilişkisinde bekliyor, o da üçüncü etkendir. Irksal ve dinsel ayrımların da bürokrasi – siyaset ilişkilerindeki güvensizliği destekleyici bir rolü olabilecektir.

 

Bürokrasi ve Siyaset Đlişkisinde Yansızlık Sorunu

Yansızlık sorunu örnekler dâhilinde inceleyecek olursak iki uç örnek vardır. Öncelikle ABD de deki durumu inceleyecek olursak, ABD’de bürokrasi ve siyaset ilişkisi bir uç noktadan çıkarak gelişmeye başlamıştır. Geleneksel olarak bu ülke yapısında yalnızca bürokratlara değil, devlete duyulan bir güvensizlik ve kuşku hâkimdir.

Demokratik kaygılar, yani bürokrasinin halk üzerinde katı ve sorgulanmaz bir egemenlik kurmasını önleme kaygısı, uzun yıllar ABD’de yağma sisteminin uygulanması sonucunu doğurmuştur. Sadece parlamento değil, bürokrasi de temsili bir niteliğe büründürülmek istenmiştir. Ancak daha sonra bu ülke de yaşanan gelişmeler yağma sistemiyle kariyer sisteminin orta noktada buluştuğu bir yapının ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Teknik yeterliliği yüksek, halkın tercihlerine politikacılar aracılığıyla ulaşan, bu tercihlere saygılı bir bürokrasiyi yaratabilmek İçin bu gün ABD’de uygulan sistem, üst düzey yöneticilik görevlerinin siyasal atamayla doldurulması, belli bir düzeyin altındaki kamu görevlilerinin de yeterlilik ilkesine göre oluşturulmuş kariyer sistemi çerçevesinde çalışmalarının sağlanması biçimindedir. Bu gün bu düzey, ABD’de müsteşar ve müsteşar yardımcısı ve onun altındaki bizdeki genel müdürlüklere eş değer olan büroların yöneticileri düzeyine inmektedir.

Büro yöneticiliklerinin altında federal yönetimde siyasal atamayla kadro yoktur. Ancak burada bu siyasal atama sisteminin biraz farklı yönleri olduğunu belirtmek istiyorum. Yani siyasala atama, yalnızca seçimle gelmiş olan, başkana sadakatle bağlı ve tek özelliği bu olan insanların bu görevlere getirilmesi biçiminde olmamaktadır.

Siyasal bağlılığın yanı sıra teknik yeterliliğe de büyük ölçüde önem verildiği görülmektedir. Ayrıca siyasal atamayla göreve getirilen kişilerin de kamu görevlileri için belirlenmiş olan bir takım sınırlamalara uyma zorunluluğu vardır. Ve bu katı bir biçimde uygulanmaktadır.

Örnek: Reagen

Yansızlık sorununun ikinci uç örneği ise Đngiltere’dir. Đngiltere’de kamu bürokrasisi – siyaset ilişkisine baktığımızda, tam yansızlık ve tecrit kavramlarını bu sitemi nitelemek için kullanabiliriz, Yönetici sınıf adı altında oluşturulmuş olan üst düzey bürokrasinin hükümetle olan ilişkileri kesini birtakım kurallara bağlanmıştır. Bu kurallar büyük ölçüde geleneklerle

desteklenmektedir. Bu yolla bir yandan bürokrasinin seçimle gelmiş olan hükümetlerin programlarını baltalayıcı, engelleyici bir tutum yakınmasını engellemiş, öte yandan da getirilmiş olan personel rejimiyle politikacıların bürokrasiye keyfi müdahaleleri, bürokratları rast gele görevden almaları önlenmiştir. Şimdi bu ilişkinin niteliğini ortaya konması bakımından 70’li yılların sonunda bu dengenin bozulmasının işaretini veren bir takım uygulamalara kısaca değineceğim.

Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
GELDİĞİMDE… GELİRSEM ORAYA… GELDİM!

  Geldiğimde... Gelirsem oraya... Geldim!   NATO’dan çıkacağım,   Sağlık reformunu yıkacağım,   Temiz enerjiyi tanımayacağım,   Kömüre aynen devam...

OLASILIKSIZ

  OLASILIKSIZ   Anlatılmaz yaşanır (!) tam da böyle bir dönemdeyiz. Elbet tarih yazacak yazmasına da, içinde yaşarken kelimeler kifayetsiz...

SİYASİ TEORİLER: KATAR NEDEN HEDEFTE?

SİYASİ TEORİLER: KATAR NEDEN HEDEFTE Son günlerin en büyük tartışma konusu ve dünyayı yeniden bir bölgesel krize sürükleyecek olan bu...

Kapat
ücretsiz ilan