Browse By

ULUSLARARSI KURULUŞLAR DERS NOTLARI

Uluslararası Kuruluş Nedir?

Uluslararası ilişkilerin bir uzantısı olarak kuruluşuna sermayesine faaliyetlerinden

yararlanmaya, birden çok devletin katıldığı kuruluşlardır.

 

Uluslararası Kuruluşların Coğrafi Olarak Kapsamı Nedir?

  1. A) Dünya düzeyinde
  2. B) Bölgesel düzeyde

 

Uluslararası Kuruluşların Ortak Özellikleri

  1. A) Kuruluş sözleşmesi veya kuruluş temel belgesi

Tüm uluslararası kuruluşların kuruluş sözleşmesi veya kuruluş temel belgesi bulunmaktadır.

Bu sözleşmede uluslararası kuruluşların amaçları, kuruluş biçimleri, üyelik koşulları,

organları, organların yetkileri ve örgütün işleyiş yöntemleri belirtilir.

 

  1. B) Üyelik

Üyelik, genellikle örgütün kurucu anlaşmasını imzalayan ülkelere tanınmıştır. Ayrıca yeni

kabul koşullarını yerine getiren ülkelerde kuruluşa üye olabilirler. Bu kabul koşulları; coğrafi,

insan haklarına saygı, demokratik düzen gibi koşullar olabilir.

 

  1. C) Örgütün Kapsamı

Kapsam örgütün uğraştığı konular kadar yayıldığı alan bakımından da değişebilmektedir.

 

  1. D) Organlar

Uluslararası kuruluşların genelde en az üç organı vardır.

 

1) Genel Kurul: Bütün üyelerden oluşur ve eşit oy hakkı söz konusudur.

2) Yönetim Kurulu: Belirli sayıda üyeden oluşur, büyük ve önemli ülkelerin yönetim

kuruluna üye olması öngörülebilir. Yönetim kurulu kararları bağlayıcıdır.

3) Genel Sekreterlik:

 

  1. E) Parasal Katkı Özelliği

Üyeler uluslararası kuruluşun giderlerini karşılamak üzere kuruluşun bütçesine kararlaştırılan

oranlar içerisinde parasal katkıda bulunurlar.

 

Uluslararası Kuruluşların Sınıflandırılması

  1. A) Siyasi işlevi ağır basan uluslararası kuruluşlar
  2. B) Ekonomik ve mali işlevleri ağır basan uluslararası kuruluşlar
  3. C) Askeri işlevleri ağır basan uluslararası kuruluşlar

 

Uluslararası Kuruluşların Ortaya Çıkış Nedenleri

Devletlerin uluslararası alanda ortak sorunları çözmek için örgütlenme yoluna

gitmeleri uluslararası kuruluşların doğmasına neden olmuştur. Günümüzde Birleşmiş Milletler

gibi çok yönlü amaçları olan kuruluşlar yanında uluslararası balina avcılığı komisyonu, bağ ve

şarapçılık hakkında uluslararası konsey gibi çok çeşitli ve spesifik konularda iş gören

uluslararası örgütlerde kurulmuşlardır.

 

Uluslararası alanda siyasal örgütlenme çabaları 19.yy.ın 2. yarısında başlamıştır.

Özellikle de 20.yy başından itibaren uluslararası sistemi etkileyen 2 önemli gelişme ortaya

çıkmıştır.

1) Uluslararası dayanışmanın özelliklede ekonomik dayanışmanın devletlerin

varlıklarını sürdürmeleri için zorunlu bir hale gelmesi

2) Savaşların niteliklerinin değişmesidir.

Bugün güçleri ne olursa olsun tüm devletler birbirine bağımlıdır. Kimi güçlü devletler geniş

doğal kaynaklara ve hammaddelere sahip olmakla birlikte bu ülkeler endüstriyel gelişmelerini

sürdürebilmek için yaşamsal önemi bulunan kimi maddeleri dışarıdan satın almak, işlenmiş

ürünleri içinde pazar bulmak zorundadır.

Ancak baktığımızda ülkeler arasında ki işbirliği “dayanışma” zorunluluğunun

gerektirdiği ölçüde gelişmemiştir. Örneğin, kimi ülkelerin gereksinimlerinden fazla gıda

maddeleri üretmelerine karşın birçok ülkede açlıktan ölen insanlar bulunmaktadır.

Günümüz uygarlığı tüm insanlığın ortak bilgilerinin ve çalışmalarının ürünüdür. Bilgi

alışverişi olmadan uygarlığın ilerlemesine olanak bulunmadığı doğaldır. Günümüzde hiçbir

devlet yaşayamayacağı gibi tek başına savaş macerasına atılmak cesaretini de

gösterememektedir. Savaşların değişen niteliği de olası bir tehlikeyi önleyebilmek ve sürekli

bir barış düzeni kurmak için devletleri uluslararası kuruluşlar yoluyla ortak güvenlik

sistemleri kurmaya yöneltmiştir.

 

İlk Uluslararası Örgütlenme Çabaları

Tüm insan ilişkilerinde olduğu gibi uluslararası ilişkilerde de hedefe ulaşmak için

alınan toplumsal tedbirler hem ütopyacı esinlenmelerin hem de geçmişteki deneyimlerin etkisi

altında gelişmiştir. Kaleme alınan ve ilk uluslararası örgütlenme girişimi olarak nitelendirilen

barış tasarılarının temel amacı Avrupa’daki Hıristiyan hükümdarlar arasında ki uyuşmazlıkları

gidermeye çalışmak ve Avrupa’da sürekli bir barış ortamı sağlamaktır. 16. ve 17. yy. da

kaleme alınan bu tasarıların bir başka âmâcıda Hıristiyanlar için kutsal sayılan Filistin’in

Müslümanların elinden kurtarmak yâda o dönemlerde Avrupa’ya doğru gelişmekte olan

Türk’leri durdurmaktır.

Savaşların daha da yıkıcı bir duruma geldiği 19.yy.da barışın korunması için

örgütlenmenin gerektiğini savunanların sayısı oldukça artmıştır. Özelliklede I. Dünya Savaşı

gibi genel savaşlar sonsuz barış önerileri için yeni bir zemin hazırlamıştır. 19.yy.da yapılan

girişimler çağdaş anlamda uluslararası siyasal örgütlerin kurulması için bir ortam hazırlamış,

20.yy.da ise bu örgütler fiilen kurulmaya başlamıştır. Siyasal alanda evrensel nitelikte ilk

örgütlenme deneyimi I. Dünya Savaşından sonra kurulan “Milletler Cemiyeti”dir.

 

 

MİLLETLER CEMİYETİ ( Cemiyet-i Akvam )

Milletler cemiyeti aslına bakılacak olursa I. Dünya Savaşından galip çıkmış ülkelerin

kurmuş olduğu bir örgüttür. 1920 yılında kurulmuş olan bu örgütün ilk amacı savaş

sonrasında barış anlaşmaları ile oluşturulan “Yeni Dünya Düzeni”ni yani oluşan yeni

statükoyu korumak ve savaşları önlemekti. Örgütün diğer bir âmâcıda dünyada toplumsal ve

kültürel ilerlemeyi desteklemek amacıyla uluslararasında işbirliğini geliştirmektir. Örgüt aynı

sorumluluğu kabul eden ve belli amaçlara ulaşmak isteyen devletlerin serbest iradeleri ile

oluşturdukları bir mekanizmaydı. Milletler cemiyetinin temel özelliklerinden biriside

“evrensel” nitelikte olmasıydı merkezi tarafsız bir ülkenin Đsviçre’nin Cenevre kenti olan

örgüte eski düşman devletlerin kabul edilmesi sonrasında “sınırlandırılmış üyelik sistemi”

sona ermiştir.

 

Milletler Cemiyetinin Bileşimi, Yapısı ve İşleyişi

32 kurucu üyenin ( I. Dünya Savaşı galibi )  yanı sıra 13 ülkede barış anlaşmasına

konulan ek bir madde ile cemiyete girmeye çağırılmışlardır. Milletler cemiyeti biri meclis

diğeri konsey olmak üzere iki müzakere organı ile bir sürekli sekretaryadan oluşmaktaydı.

Bütün üye ülkelerin temsilcilerinden oluşan meclis yılda bir kez olağan biçimde toplanıyor,

başkanını ve başkanlık divanını seçiyor. Ve kendi içerisinde çeşitli alt komisyonlara ayrılarak

çalışıyordu. Konsey ise 5 sürekli üyeden oluşuyordu ( Đngiltere, Fransa, Đtalya, Japonya, ABD

) ancak ABD’nin yerini 1 yıl sonra Çin almıştır. Her iki organda da kararlar oy birliğiyle

alınmaktaydı. Sürekli sekretarya, meclis ve konseye yardım etmek ve idari çalışmaları

sağlamakla görevli teknik bir organdır.

Kararlaştırılan ekonomik ve asgari yaptırımlar yalnızca tavsiye niteliğinde

olduklarından uygulamanın ivmeleri de üye devletlerin özelliklede büyük devletlerin isteğine

bağlıydı

Milletler cemiyeti daha yeni kurulduğu dönemde kurulmasına en büyük katkı sağlayan

ABD’nin desteğinden yoksun kaldı, Özellikle 1929 Ekonomik Bunalımı, silahsızlanma

tasarılarını başarısızlıkla sonuçlandıran ağır bir güvensizlik ve rekabet ortamı yarattı Türkiye

Milletler Cemiyetine 1932 yılında üye olmuştur.

  1. Dünya savaşı öncesi ve sırasında yaşananlar milletler cemiyetini işlevsiz bıraktı ve
  2. Dünya Savaşının sonrasında 1946 yılında görkemli bir oturumla görevini Birleşmiş

Milletler’e devretti milletler cemiyetinin yasal varlığı da 1947 yılında ortadan kalktı.

 

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

un-logo

  1. Birleşmiş Milletler Örgütünün Kuruluşu
  2. Birleşmiş Milletler Örgütünün Amaçları ve Đlkeleri
  3. Birleşmiş Milletler Örgütüne Üyelik Koşulları
  4. Birleşmiş Milletlerin Örgüt Yapısı

4.1. Genel Kurul

4.2. Güvenlik Konseyi

4.3. Vesayet Konseyi

4.4. Ekonomik ve Sosyal Konsey

4.5. Uluslararası Adalet Divanı

4.6. Sekretarya

 

  1. Birleşmiş Milletler Bütçesi

 

1) Birleşmiş Milletler Örgütünün Kuruluşu

  1. Dünya savaşının sona ermesiyle dünya ölçeğinde bir örgüt kurulması doğrultusunda

çalışmalar başlatıldı ABD başkanı Roosvelt’in önderliğinde başlatılmış olan “new deal” (yeni

çözüm ) programı ile bu doğrultuda ilk adımlar atılmıştır. Birleşmiş Milletler adını ilk kez

gündeme getirmiş olan Roosvelt ile Đngiltere başbakanı Churchill 14 Ağustos 1941 tarihinde

yayımlamış oldukları Atlantik Bildirisi bu konudaki ilk somut adımdır.

1 Ocak 1942’de ABD, Sovyetler Birliği ve Đngiltere temsilcileri Birleşmiş Milletler

bildirisini imzalamışlardır.

Her iki bildiride savaştan sonra yani bir dünya örgütü kurulması ihtiyacını ortaya

koymuştur. Bu konudaki karar ABD, Sovyetler Birliği, Đngiltere ve Çin arasında imzalanan ve

1 Kasım 1943’de açıklanan Moskova Bildirisinde ortaya konulmuştur. Daha sonra 3–11 Şubat

1945’de Roosvelt, Churchill ve Stalin arasında yapılan Yatla Konferansında yeni kurulacak

olan örgütün meclisinde nasıl oy verileceği konusu görüşülmüş ve 5 büyük devlete veto hakkı

tanınmıştır. ( ABD, Sovyetler Birliği, Đngiltere, Çin ve Fransa )

Sonrasında Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etmiş ülkeler ( 50 ülke ) 25 Nisan 1945’de

San Francisco’da toplanarak Birleşmiş Milletler anlaşmasını hazırlamışlardır. Türkiye’de bu

konferansa katılmış hazırlanan anlaşmanın oy birliğiyle kabul edilmesi sonrasında 24 Ekim

1945’de anlaşma yürürlüğe girmiştir. Sonradan Polonya’nın eklenmesiyle 51 kurucu ülkenin

imzalamış olduğu Birleşmiş Milletler anlaşması 111 maddeden oluşmaktadır.

 

2) Birleşmiş Milletler Örgütünün Amaçları ve Đlkeleri

Birleşmiş milletler örgütünün genel olarak amaçları şunlardır.

  1. a) Uluslar arası barışı ve güvenliği sağlamak
  2. b) Uluslarasında dostça ilişkiler geliştirmek
  3. c) Ekonomik sosyal ve kültürel alanlarda uluslar arası işbirliği sağlamak
  4. d) Üyelerin dış siyasetini uyumlaştıran bir merkez olma

 

Birleşmiş Milletler bu amaçlara ulaşmak için şu ilkelere uygun davranmak zorundadır.

  1. a) Bütün üye devletler egemen ve eşittir.
  2. b) Bütün üyeler yükümlülüklerini iyi niyetle yerine getirecektir.
  3. c) Üyeler uyuşmazlıklarını barışçı yollardan çözecektir.
  4. d) Üyeler, herhangi bir devletin ülke bütünlüğüne ve sosyal bağımsızlığına karşı kuvvet

kullanmaktan ve tehditten kaçınacaktır.

  1. e) Üyeler örgütün girişimlerini destekleyecekler ve kendisine karşı zorlayıcı önlemler

alınmış bir ülkeye yardım etmekten kaçınacaklardır.

  1. f) Birleşmiş Milletler barış ve güvenliğin gerektirdiği ölçüde örgüte üye olmayan

ülkeleri de anlaşma ilkelerine uygun davranmaya zorlayabilir.

  1. g) Saldırı eylemine karşı barışı korumak için örgütçe alınacak zorlama önlemleri dışında

örgüt bir devletin ulusal yetki alanına giren işlere karışmayacaktır.

 

3) Birleşmiş Milletler Örgütüne Üyelik Ve Koşulları

Birleşmiş Milletler örgütünün iki çeşit üyesi vardır;

 

  1. A) Asil Üyeler

Türkiye’ninde içinde bulunduğu Birleşmiş Milletler anlaşmasını imzalayan 51 ülkeden

oluşmaktadır.

 

  1. B) Yeni Üyeler

Sonradan birleşmiş Milletlere üye olan ülkelerdir, yeni üye olacak ülkelerde aranılan

koşullar şunlardır;

 

1) Barışçı bir ülke olmak

2) Birleşmiş Milletler sözleşmesinin gereklerini yerine getirmeyi kabul etmiş olmak

3) Birleşmiş Milletlere katılmak isteyen aday ülke Güvenlik Konseyi’nin tavsiyesi

üzerine Genel Kurul kararıyla üye olarak kabul edilir. Bu konuda Güvenlik

Konseyi’nin veto sistemi işletilebilir. Bu nedenle 1955 yılına kadar Birleşmiş

Milletlere yeni üye alımı engellenmiştir. Günümüz itibariyle Birleşmiş Milletler üyesi

192 üye ülke vardır. Đsviçre Birleşmiş Milletlere 2002 yılında üye olmuştur. Birleşmiş

Milletler, Đngilizce, Fransızca, Đspanyolca, Çince ve Rusça olmak üzere 5 resmi dili

vardır. Arapça ise sınırlı bir resmi dildir ve yalnızca genel kurul toplantılarında

kullanılmaktadır.

 

4) Birleşmiş Milletlerin Örgüt Yapısı

 

Birleşmiş milletler örgütünün başlıca 6 organı vardır.

 

1) Genel Kurul

Genel kurula bağlı örgütler;

  1. a) Birleşmiş Milletler Çevre Sorunları Programı ( UNEF )
  2. b) Çocuklara Yardım Fonu ( UNICEF )
  3. c) Birleşmiş Milletler Đnsan Yerleşmeleri Merkezi ( HABĐTAT)
  4. d) Uluslar arası Atom Enerjisi Ajansı

 

2) Güvenlik Konseyi

Güvenlik konseyine bağlı yapılanmalar;

  1. a) Birleşmiş Milletler Barış Konseyi ve Askeri Gözlemciler
  2. b) Kurmay Komitesi
  3. c) Silahsızlanma Komisyonu

 

3) Ekonomik ve Sosyal Konsey

 

Ekonomik konseye bağlı kuruluşlar;

  1. a) Uluslar arası Çalışma Örgütü ( ĐLO )
  2. b) Uluslar arası Para Fonu ( IMF )
  3. c) Dünya Sağlık Örgütü ( WHO )
  4. d) Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü ( UNESCO )
  5. e) Uluslar arası Kalkınma Örgütü
  6. f) Birleşmiş Milletler Gıda Tarım Örgütü
  7. g) Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı

 

4) Vesayet Konseyi

5) Uluslar arası Adalet Divanı

6) Sekretarya

 

4.1 Genel Kurul

Her biri tek oya sahip olan bütün Birleşmiş Milletler Üyelerinin oluşturduğu tartışma

ve karar organıdır. Yılda bir kez olmak üzere eylül ayında olağan olarak toplanır. Ayrıca

olağanüstü toplantılarda yapabilir. Ülkelere yönelik kurulurlar, esas olarak tavsiye kararı

niteliğindedir. Ancak uyulması zorunlu kararlarda alabilir. Üyeliğe kabul, üyelikten çıkarma,

bütçenin onaylanması ve atamalar gibi.

Genel kurul barışın ve Uluslar arası güvenliğin korunması güvenlik konseyinin sürekli

olmayan üyelerinin ve vesayet konseyi ile ekonomik ve sosyal konseyin üyelerinin seçimi,

üyeliğe kabulü, üyelikten çıkarma, vesayet sisteminin işleyişine ilişkin sorunlar, bütçe

sorunları gibi önemli sorunlarda hazır bulunan ve oy kullanan üyelerin 2/3 çoğunluğu ile diğer

sorunlarda ise basit çoğunlukla karar alınır.

 

4.2 Güvenlik Konseyi

Dünya barışının korunmasında asıl sorumluluğu üstlenen yürütme ve girişim

organıdır. Sürekli üyelerle birlikte 15 üyeden oluşur. Sürekli olmayan 10 üye coğrafi ve

siyasal bir dağılım temelinde genel kurul tarafından iki yıl için seçilir.

Güvenlik konseyinde kararlar 9 olumlu oy ile alınır. Usul sorunları dışındaki

konularda 5 daimi üyenin olumlu oyu aranır. Bu yüzden daimi üyelerden birinin olumsuz oyu

karar alınabilmesini engeller.

Uygulamada oylamaya katılmama olumsuz oy olarak kabul edilmemiştir. Örneğin;

1950’de Birleşmiş Milletlerin Kore Savaşına müdahalesi Sovyetler Birliği’nin toplantıda

bulunmaması sayesinde mümkün olabilmiştir.

1991 yılından itibaren güvenlik konseyindeki sürekli üyelerden Sovyetler Birliği’nin

yerini Rusya Federasyonu almıştır.

 

4.3 Vesayet Konseyi

Genel kurulun otoritesi altında vesayet rejimini uygulamakla görevli organdır.

Sömürgeciliğin sona ermesiyle bu konseyin rolü azalmıştır. Uygulamada sadece bazı küçük

adalar Birleşmiş Milletler statüsü altında vesayet rejimi ile yönetilmekteyken, 1994’den bu

yana vesayet yetkisi askıya alınmıştır.

 

4.4 Ekonomik ve Sosyal Konsey

Genel kurul tarafından 3 yıl için seçilen 54 üyeden oluşur. Bu 54 üyenin; 19’u Avrupa,

14’ü Afrika, 11’i Asya, 10’uda Latin Amerika ülkelerinden seçilmektedir.

Birleşmiş Milletler anlaşmasında yer alan hedeflere ulaşmak için uluslar arası,

ekonomik, sosyal, eğitim, sağlık gibi konularda çalışmalar yapar ve raporlar hazırlar. Yılda

bir kez New York bir kez de Cenevre’de toplanır her üye ülkenin bir oy hakkı vardır ve

kararlar basit çoğunlukla alınır.

 

4.5 Uluslar arası Adalet Divanı

Birleşmiş milletler ve tüm dünyanın yargı gücü işlevini görür, merkezi Hollanda’nın

Lahey kentidir. 15 üyesi vardır, har yargıç 9 yıllığına seçilir, yargıçlar hem genel kurul hem

de güvenlik konseyinin oylarıyla seçilmektedir. Seçilen 15 yargıcında farklı ülkelerden olması

gerekir. Yargıçların 1/3’ü her üç yılda bir yenilenir, yeniden seçilmekte mümkünüdür. Adalet

divanı devlet arasındaki uyuşmazlıklara bakmakla yetkilidir. Divana ancak bu yetkiyi kabul

eden devletler başvurabilir. Divan ayrıca Birleşmiş Milletler organlarının ya da uzmanlık

kuruluşlarının isteği üzerine danışma niteliğinde görüş bildirmeye de yetkilidir.

 

4.6 Sekretarya

Birleşmiş Milletlerin tüm organlarına ve uzmanlık kuruluşlarına hizmet etmek üzere

kurulmuş merkezi yönetim birimidir. Güvenlik konseyinin tavsiyesi üzerine genel kurul

tarafından atana bu idari organın başında Birleşmiş Milletler genel sekreteri bulunur.

Genel sekretere bağlı 2500 memur vardır.

 

5 Birleşmiş Milletler Bütçesi

Birleşmiş Milletler bütçesi iki yıllık olarak hazırlanır. Birleşmiş Milletler bütçesinin

gelir kaynakları üye devletlerin katkıları ve uzmanlık hizmetlerinden elde edilen gelirleridir.

Bir üye devlet ekonomik gücüne göre Birleşmiş Milletler bütçesinin en çok %25’ini en

az binde birini karşılar.

Barış kuvvetleri ve uzmanlık kuruluşları için ayrı bütçe hazırlanır.

 

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ VE KAKINMA ÖRGÜTÜ ( OECD )

1) Örgütün Kuruluşu

2) Örgütün Amaçları

3) Örgütün Yapısı ve Yönetimi

Konsey

Yürütme Komitesi

Genel Sekreter

 

1) Örgütün Kuruluşu

  1. Dünya Savaşının sona ermesi ile birlikte savaştan yıkılmış olarak çıkmış Avrupa’nın

yeniden imarı konusunda uluslar arası işbirliği zemini aranmıştır bu kapsamda ABD başkanı

Marshall “Avrupa’nın yeniden imarı programı” olarak anılan bir fikir ortaya atmıştır.

Marshall Avrupa’nın imarı konusunda ilgili ülkelere yardım yapılamasını iki koşula

bağlamıştır. Bu koşullar; bu ülkelerin kendi aralarında işbirliği yapmaları ve serbest ticaret

ilkelerini kabul etmeleridir.

Sovyetler Birliği’nin ve diğer Avrupa ülkelerinin karşı oldukları bir program

kapsamanın da aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 Avrupa ülkesinin katılımıyla 13

Temmuz 1947’de Avrupa Ekonomik Đşbirliği Komitesi kurulmuştur.

Komite; imar programının ilkelerini belirlemiş, ne miktarda ABD yardımına ihtiyaç

duyulduğuna ilişkin raporlar hazırlamış ve bu raporlar ABD tarafından onaylanmıştır.

Đmar programları çerçevesinde 1948–52 yılları arasında uygulanan Marshall

yardımıyla ABD batı ülkelerine 148 milyar dolar tutarında katkıda bulunmuştur.

En büyük yardımı Đngiltere, Fransa ve Batı Almanya almıştır. Türkiye’ye 225 milyon

dolar Marshall yardımı gelmiştir. Đşte bu yardımları organize etmek ve eşgüdümünü sağlamak

için Avrupa Ekonomik Đşbirliği Örgütü Kurulmuştur ( 1948 ). 1958 yılında Avrupa Ekonomik

Đşbirliği Örgütünün bir kısım üyelerinin Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu kurmaları örgüt

üyeleri arasında ayrıcalıklı bir durumun ortaya çıkmasına yol açmıştır. Örgüt içinde ABD,

Đngiltere, Fransa ve Batı Almanya bir araya gelerek örgütün güncelleştirilmesi ve örgüte yeni

bir şekil verilmesi gerektiği konusunda anlaşmaya vardılar.

14 Aralık 1960 tarihinde Paris’te imzalanan anlaşma ile örgütün içinde yer alan

Avrupa sözcüğünün yerine kalkınma sözcüğü getirilerek ( OECD ) kurulmuştur. Türkiye bu

örgüte 1961 yılında üye olmuştur. Anlaşmanın ilk maddesi “Ekonomik kalkınmanın sadece

üyeleri açısından değil, dünya ekonomisi ve üye olmayan ülkeler bakımından

gerçekleştirilmesi zorunluluğuna açıkça değinir. OECD’nin kurucu üyeleri ilk örgütün 18

Avrupalı üyesi ile ABD ve Kanada’dır. Günümüzde OECD’nin 30 üyesi bulunmaktadır. Bu

ülkelere ek olarak AB; OECD’nin tüm çalışmalarına katılmakta, konsey ve yürütme

kurullarında temsil edilmektedir. Batılı ülkelere göre fakir olarak nitelendirilen Türkiye,

Yunanistan, Đspanya ve Portekiz’in OECD’ye üye olarak kabul edilmelerinin temel nedeni bu

ülkelerin batı tarafından Avrupa değerlerinin bir parçası olarak görülmeleri ve bu ülkelerinde

batının kabul etmiş olduğu “değer yargılarını” ve “demokratik anlayışı” benimsediklerinin

düşünülmesidir.

 

2) Örgütün Amaçları

OECD’nin üç temel amacı vardır;

1) Üye ülkelerde kendi kendine yeterli ve en yüksek ekonomik gelişme ve istihdamı

sağlamak ve bu süreçte istikrarı korumak

2) Üye olan ve olmayan ülkelerde ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmak,

3) Dünya ticaretinin uluslar arası taahhütleri çerçevesinde ve ayrımcı olmayan çerçevede

gelişmesine yardımı olmaktır.

 

 

3) Örgütün Yapısı ve Yönetimi

OECD, IMF gibi uluslar arası yetkilerle donatılmış bir kuruluş değildir. OECD üye ülkelerin

ekonomik mali, sosyal, siyaset uygulamalarını belli bir uyum içerisinde ortaklaşa öğrenilip

uyumlaştırılmasına, ortak sorunların çözümlenmesine bu alanlarda uyulması zorunlu veya

isteğe bağlı kuralların ortaya konulmasına imkân hazırlamaya yönelik sürekli bir müzakere ve

konferans ortamıdır. OECD’nin konsey, yürütme komitesi ve genel sekreter olmak üzere üç

temel organı vardır.

 

Konsey

OECD’nin en yüksek karar organıdır. Konsey, üye ülkelerin büyük elçilerinin katılımlarıyla

oluşur. Ayrıca AB temsilcisi de konseye katılır, yılda bir kez toplanan konsey toplantılarına

üye ülkelerin dış işleri, maliye veya ticaretten sorumlu bakanları da katılır.

 

Yürütme Komitesi

Konseyin altında 14 üyeden oluşur, 7 üyesi devamlı niteliktedir. ( Kanada, Fransa, Almanya,

Đtalya, Japonya, ABD, Đngiltere ) diğer 7 üyede sırasıyla diğer üye ülkeler arasından seçilir.

Yürütme komitesi, OECD çalışmalarını izler konsey toplantılarının hazırlıklarını yapar ve

konsey tarafından kendisine verilen diğer işleri yürütür.

 

Genel Sekreter

OECD’nin faaliyetlerinin yürütülmesinden sorumludur ve konseye başkanlık eder. Đki

yardımcısı vardır ve konsey tarafından 5 yıl için atanır. OECD sekreterliği konsey ve 20 den

fazla ana komite ile çok sayıda çalışma ve uzman gruplarının çalışmalarına yardımcı olur. Şu

anda OECD’nin 1800 personeli mevcuttur.

 

ULUSLARARASI PARA FONU ( IMF )

  1. Uluslararası Para Fonunun Doğuşu
  2. Örgütün Amaçları
  3. IMF yapısı ve sermayesi
  4. IMF’in yönetimi ve oylama

IMFlogo

1) Uluslararası Para Fonunun Doğuşu

  1. Dünya Savaşı devam ederken savaştan sonra kurulacak olan yeni uluslararası para sistemi

konusunda aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 44 ülke Temmuz 1944’de bir araya

gelmişlerdir. Bu konferans sonucunda savaştan sonraki uluslararası para sisteminin esasları

kabul edilmiş ve bir anlaşma imzalanmıştır. Bretton Woods anlaşması olarak da bilinen bu

anlaşma dünya çapında iki önemli mali kuruluş olacak Dünya Bankası ve Uluslararası Para

Fonu kurulmuştur. Banka ve fon 27 Aralık 1945 tarihinde yeterli sayıda ülkenin her iki

kuruluşun anlaşmaları onaylaması fon kotasının %80’nini banka sermayesinin %65’ini

taahhüt etmeleriyle kurulmuştur. Ancak IMF finansal işlemlere Mart 1947’de

başlayabilmiştir.

 

2) Örgütün Amaçları

IMF’nin ana sözleşmesine göre fonun 6 önemli amacı vardır. Bu amaçlardan ilk 2’si

uluslararası parasal işbirliğinin teşvik edilmesi uluslararası ticaretin genişletilmesi gibi genel

niteliktedir.

Döviz kurlarında istikrarı teşvik ederek üyelerin rekabetçi devalüasyonlara başvurmalarına

engel olmak. Asıl önemli amacı ise üye ülkelerin ödemeler dengesi bilançosu açıklarını

azaltmak onlara yardımcı olmaktır. Özetle belirtmek gerekirse IMF dış ödeme güçlüğü çeken

üye ülkelere kredi açarak onların dış dengelerini sağlamalarına yardımcı olur ve uluslararası

para sisteminin dengeli bir şekilde işlemesine katkıda bulunur. Bu amaçları gerçekleştirmek

için fon ödemeler dengesi açıkları ile karşı karşıya kalan ülkelere gerekli mali kaynağı

sağlayarak bu ülkelerin dış ticareti kısıtlayıcı önlemlere başvurmalarını önleyecektir. IMF

anlaşmalı olduğu üyelerin yapacağı devalüasyonlar üzerinde gözetim hakkına sahiptir.

Devalüasyon öncesi IMF den izin almaları gerekir.

 

3) IMF’in Yapısı ve Sermayesi

Bretton Woods katılan 44 ülkeden 30’u 30 Aralık 1945 tarihinden önce IMF üyeliğini kabul

etmişler. Sovyetler Birliği fon anlaşmasını kabul etmemiştir. O dönemde üye olan Polonya,

Çekoslovakya, Küba gibi ülkeler daha sonra üyelikten çekilmişlerdir. Bu ülkelerden Polonya

1989 yılında tekrar fona üye olmuştur.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusya Federasyonu dâhil olmuştur. Diğer

Sovyetler Birliği nüfuzu altındaki ülkelerde IMF’ye üye olmuşlardır. 1956’da üye sayısı 58

iken 1977’de 1812e yükselmiştir. Türkiye IMF’ye 19 Şubat 1947’de üye olmuştur.

 

3.1) Sermayesi

IMF’de sermaye çok önemli bir işleve sahiptir. Çünkü ülkelerin sermayeye katılma payları

olan kotalar üyelerin oy güçlerini belirler, fona katkılarına ve fondan borçlanmalarına etki

eder. Üye ülkenin IMF’deki kotasının yüksekliği oranında oy gücü artar. Ayrıca kota, üye

ülkenin IMF’den yararlanabileceği mali imkânların belirleyicisi olan göstergedir. Yüksek kota

miktarı sağlanabilecek mali imkânında yükselmesine neden olur. Ülke kotasının 3 katı

oranında kredi olanağına sahiptir, ancak IMF son dönemlerde kota miktarına bağlı kalmamayı

genel bir istisna haline getirmiştir. Üye ülkelerin fon sermayesine katkıları milli gelirleri, dış

ticaret hacimleri, döviz rezervleri, ihracat çeşitliliği ile dış ödemeleri göz önünde

bulundurularak belirlenir. Kotalar her 5 yılda bir gözden geçirilir.

IMF’in 2004 yılı itibariyle toplam kotası 213 milyar dolardır. Türkiye’nin IMF’ye katıldığı

tarih olan 1947 yılında toplam sermayesi 43 milyon dolarken 2004 yılında 964 milyon dolara

oy oranı da %0,46’dan ( 2006’da sermayesi aynı kalmakla birlikte ) %0,55’e yükseltilmiştir.

 

IMF’de en yüksek kotaya sahip ülkeler;

Ülkeler Kota Miktarı Toplam Kotadaki Pay ( % )

ABD 26.526 milyar $$$ 18,2

Almanya 8.241 milyar $$$ 5,6

Suudi Arabistan 5.130 milyar $$$ 3,5

Rusya 4.313 milyar $$$ 2,9

Türkiye 964 milyon $$$ 0,55

 

4) IMF’in Yönetimi ve Oylama

IMF üç organ tarafından yönetilir. Bunlar;

 

1) Guvernörler Kurulu

2) Yönetim Kurulu

3) Genel Direktörlük

 

 

1) Guvernörler Kurulu

IMF’nin en yetkili organıdır her üye ülke kurula bir guvernör atar. Guvernörler genellikle

ülkenin Maliye Bakanı ya da Merkez Bankası Başkanı’dır. Kurul yılda bir kez toplanır.

Guvernörler posta ile de oy kullanabilirler. Kurul yıllık raporları ve hesapları onaylar, kendi

içerisinden bir başkan seçer. Ayrıca her iki yılda bir atama dışında kalan yönetim kurulu

üyelerini seçer. IMF üyesi ülkelerinin oy gücü üye ülkelerinin yönetimdeki etkinliklerini

belirlenmesi açısından çok önemlidir. Üyelerin kota miktarı ne olursa olsun her ülkenin 250

oyluk temel sabit bir oyu vardır. Böylece her üye kotası düşük bile olsa fonun karar

mekanizmalarında belli bir temsil gücüne sahip olur. IMF de üye ülkelerinin oy gücünü asıl

etkileyen “değişken oyları”dır. Değişken oylar üye ülkelerin IMF deki kotalarına göre

belirlenir. Üye ülkelerin kotalarının her 100.000 $ lık bölümleri bir “değişken oyu” temsil

eder. IMF yönetim kuruluna en fazla kotaya sahip ilk 5 ülke üyeleri atamayla gelir.

 

AVRUPA EKONOMİK TOPLULUĞU ( AVRUPA BİRLİĞİ )

 

  1. Giriş
  2. Örgütün Amacı
  3. Örgüt Yapısı
  4. Yakın Dönem Gelişmeleri
  5. Türkiye Đle Đlişkileri
  1. GİRİŞ

Başlangıçta insanlar bilmedikleri kuzey coğrafyasına hem yer hem de kültürel birlik

olarak Avrupa kıtası demişlerdir. Hıristiyanlık dini birleştirici bir öğe olarak ortaya çıkmış.

Arap fetihleriyle birlikte Roma Đmparatorluğu Hıristiyanlık dinini bir din olarak görmeye

başlamış ve bunun yanı sıra bazı gözlemcilerde Hıristiyanlık dininin Avrupa’nın özgün bir

parçası olduğunu kabul etmişlerdir. Ulus devletlerin ortaya çıkmasıyla birlikte Hıristiyanlık

dinide Avrupa’nın çimentosu olma özelliğini kaybetmese de etkisi büyük ölçüde azalmıştır.

Avrupa da sanayinin gelişmesi ile birlikte 1929 Dünya ekonomik bunalımı yaşanmıştır. Bu

bunalımın kapitalizmin buhranıdır. Emekçi ve orta sınıfın ezilmemesi gerektiği görüşü

savunulmuştur. Bu doğrultuda 1930 yıllarında Sosyal Devlet – Refah Devleti uygulamaları

ortaya çıkmıştır. Keynesyen ekonomik politikalar uygulanmış, ekonominin özelleştirilmesi

çerçevesinde Avrupa’dan bir baskı gelince bugünkü AB’nin temelleri atılmaya başlanmıştır.

Sosyalizmin Sovyetler Birliği’nde güçlenmeye başlaması ile birlikte serbest ticaretin

yavaşlamasına neden olan bir süreci başlatmaya çalışmışlardır.

Avrupa Ekonomik Topluluğunu ( ortak Pazar ) kuran antlaşma Roma’da 25 Mart 1957

tarihinde imzalandı ve 10 Ocak 1958’de yürürlüğe girdi. Bu antlaşmayı imzalayan ülkeler;

Belerus Ülkeleri, Belçika, Hollanda, Lüksemburg; Almanya, Fransa, Đtalya.

1961 yılında Đngiltere’yle AET’ye üyeliği konusunda görüşmeler başladı, 1973’de

Đngiltere birliğe üye olmuştur.

 

  1. ÖRGÜTÜN AMACI

AET’nin görev ve amaçlarını şu şekilde özetlemek mümkündür;

Bir ortak Pazar kurmak ve üyeleri giderek birbirine yaklaştırarak topluluğun bütünü içinde

iktisadi etkinliklerin uyumlu bir biçimde geliştirmek, sürekli ve dengeli bir büyüme sağlamak,

istikrarı arttırmak, yaşam düzeyini hızla yükseltmek ve birleştirdiği devletlerarasında daha

sıkı ilişkiler kurmaktır.

Roma anlaşmasında şu noktalar çok önemlidir;

 

1) Topluluğun Temelleri

Üye devletlerarasında gümrük tarifelerinin ve kontenjanların kaldırılması ve üye olmayan

ülkelere karşı ortak tarife uygulanması yoluyla malların serbest dolaşımının ortak bir tarım

politikasının izlenmesi kişilerin serbest dolaşımı işçilere uygulanan ve ulus esasına dayanan

ayrımcı işlemlerin kaldırılması ve yerleşme özgürlüğü, hizmetlerin ve sermayenin serbest

dolaşımı ortak bir ulaşım politikasının sağlanması

 

2) Topluluğun Đktisat Politikaları

Đşletmeler arasında malların üretiminin ve dağıtımının iyileştirilmesine hizmet eden, teknik

ve ekonomik ilerlemeyi yönlendiren anlaşmaların tanınması, üretimi, teknik gelişimi ve

yatırımı sınırlandırmayı ya da ticari ortaklar arasında eşit olmayan koşullara yaratmayı

öngören anlaşmaların yasaklanması iktisadi ve toplumsal yasalar arasında yakınlaşma

sağlanması.

Anlaşma sınırlı bir süre için yapılmış ve yeniden bir gözden geçirme yöntemi

benimsenmiştir. Her Avrupa devleti eski üyelerinin oy birliği ile onaylaması koşulu ile

topluluğu üye olabilir.

Topluluk herhangi bir üçüncü devletle, devletler birliğiyle ya da uluslar arası örgütle

anlaşmalar yapabilir. Ortak pazarın 10 yıllık geçiş dönemi içinde gerçekleşmesi için belirli

temeller konulmuştur. Bu süre gerektiği taktirde 15 yıla uzatılabilir.

 

  1. ÖRGÜT YAPISI

 

  1. a) Avrupa Parlamentosu

Avrupa da kurulmuş olan çeşitli topluluklar ( Avrupa kömür- çelik topluluğu, Avrupa atom

enerjisi topluluğu vb ) için ortak bir kurum olarak çalışan Avrupa Parlamentosu ( Avrupa

Toplulukları Parlamentosu ) her üye devletin vatandaşlarınca doğrudan doğruya genel oyla ve

devletin nüfusuna iktisadi ve siyasi önemine göre eşit olmayan sayılarda seçilen

temsilcilerden oluşur. Kurul koyucu bir yetkiye sahiptir ayrıca siyasi denetleme görevi yapar.

AET’de Avrupa parlamentosuna karşı sorumlu bir komisyona sınırlı olarak düzenleme ve

yasama yetkisi tanımıştır. Fakat gerçekte yürütme ve yasama yetkileri mutla gücü Roma

anlaşmasında çerçevesinde üstlenilen yükümlülüklerle sınırlandırılmış, bir çeşit senatonun

elindedir. Bu senato her üye devletin bir bakanıyla temsil edildiği kararlarını oy birliği ile ya

da büyük bir çoğunlukla alan bir konseydir.

 

  1. b) Avrupa Birliği Konseyi ( Avrupa Zirvesi )

Avrupa birliğinin en üst seviyede yetkili siyasi organıdır. Avrupa Birliği Konseyi topluluk

üyelerinin devlet veya hükümet başkanlarının yaptıkları zirve konferansları sonucunda ortaya

çıkmıştır. Bu konferansların ilki Şubat 1961’de Paris’te gerçekleşmiştir. Bu tarihten sonra

belli aralıklarla konferanslar tekrarlanmıştır. 1974 yılında Paris’te yapılan zirvede Fransa bu

konferansların kurumsallaştırılmasını adının da Avrupa Konseyi olmasını önermiştir.

Her üye ülke hükümetinin bir üyesinin ( dış işleri bakanı ya da bir teknisyen bakan )

katılımıyla olur. Genel yasama gücüne sahiptir ve merkezi Brüksel’dedir.

 

 

  1. c) Avrupa Birliği Komisyonu

Üye devletlerin hükümetlerince 4 yıllık bir süre için atanan komisyon üyelerinden oluşur

ve konseyden bağımsızdır. Bu organ aynı zamanda Avrupa kömür- çelik topluluğunun organı

olarak karar yetkisine sahiptir. Bunun dışında genel olarak yönetim denetleme ve konseyin

görevlendirmesi halinde karar verme yetkisiyle donatılmıştır. Merkezi Brüksel’dedir. Gerek

komisyon gerekse konsey mesleki ve teknik nitelikte çeşitli danışma kurumlarının

yardımından yararlanır.

Roma anlaşması aynı zamanda bir Avrupa yatırım bankasının kurulmasını öngörmüştür.

Amacı kredi ve garanti vermek suretiyle ortak pazarın düzenli kalkınmasına katkıda

bulunmaktır.

 

 

  1. d) Adalet Divanı

Üye ülkelerin sayısı kadar yargıç ve 4 savcıdan oluşur, görevi toplulukları kuran

toplulukları kuran anlaşmaların uygulanmasında hukuka saygıyı sağlamaktır. Avrupa

anlaşmalarının yasaya uygun bir biçimde yorumlanmasını ve uygulanmasını sağlamaktır.

Üye ülkelerin anlaşmalarla öngörülen yükümlülükleri yerine getirip getirmediklerine karar

vermektir.

Üye ülkelerin herhangi birisi tarafından toplantıya çağırılabilir. Kararlarına itiraz

edilemez, ancak uygulamada divan kararlarından herhangi birinin, uygulamayı reddeden

herhangi bir ülke kararı uygulanmaya zorlanamaz. Divana üye ülkeler, topluluk organları

ulusal mahkemeler ya da bireyler başvurabilir.

 

  1. YAKIN DÖNEM GELĐŞMELERĐ

Đngiltere ile AET arasındaki gelişmeler 1961’de başlamasına karşın Đngiltere ancak 1

Ocak 1973 tarihinde Đrlanda ve Danimarka’yla birlikte topluluğa üye olabilmiştir.

Aynı tarihte Norveç üyeliği hak ettiği halde kendi ülkelerinde yapılan halk

oylamasıyla Avrupa topluluğu üyeliğini reddetmiştir.

1981 yılında Avrupa topluluğu Avrupa’nın güneyindeki istikrarı sağlayabilmek için

Yunanistan, Đspanya ve Portekiz’i üyeliğe kabul etmişlerdir.

1982’de Danimarka’ya bağlı Grönland adası 1973 yılında topluluğa üye olmasına

karşın topluluktan çekilme kararı almış 1985’de topluluktan ayrılmıştır.

31 Aralık 1992’ye kadar Avrupa pazarında tam birlik ve serbestliği öngören Avrupa

tek senedi 1987’de yürürlüğe girmiştir.

Mastrich’de yapılan doruk toplantısında “tam bir ekonomik ve para birliği” konusunda

yeni bir ortaklık anlaşması imzalandı ve bilindiği gibi bu doğrultuda ortak para birimi

EURO’YA geçildi bu anlaşma Avrupa ülkelerinde halk uygulamasına sunuldu. Örneğin

Fransa’da kıl payı kabul edilirken; Hollanda’da ret kararı çıkmıştır.

1 Mayıs 2004 tarihinde AB’ye 10 üye daha katıldı ve birliğin üye sayısı 25’e yükseldi.

2007 Ocağında Bulgaristan ve Romanya’da birliğe üye olmuşlardır.

 

  1. TÜRKİYE AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ

Türkiye Avrupa Ekonomik topluluğunun üye olabilmek için 1959 yılında ilk

başvuruyu yaptı ancak başvuru öncesinde NATO üyesi olması ve ABD ile ilişkilerinden

dolayı ABD’den olumlu bir görüş almak istiyordu.

ABD’nin olumlu bakmasından sonra Yunanistan’ın başvurusundan iki hafta sonra 31

Temmuz 1959’da Türkiye AET’den başvuru talebinde bulundu. Yunanistan’a karşı ticaret

üstünlüğünü kaptırmamak için elini çabuk tutmaya çalışmıştır. 4 Yıl süren görüşmelerden

sonra toplulukla Türkiye arasında 12 Eylül 1963’te Ankara Anlaşması imzalandı. Türkiye bu

anlaşmayla AET’ye tam üye olarak değil ortak üye olarak katıldı tam üyeliğe geçiş için

Türkiye’nin Roma anlaşmasından doğan tüm yükümlülüklerini üstlenebileceğini göstermesi

gerekiyordu. Ortak üyeliğinde 3 aşaması vardı.

  1. a) Hazırlık dönemi
  2. b) Geçiş dönemi
  3. c) Son dönem

 

1 Aralık 1964’de başlayan hazırlık dönemi en az 5 en fazla 10 yıl sürecekti birinci dönemden

ikinci döneme geçiş otomatik değildir. Đkinci aşamaya geçiş ancak tarafların bir takım

protokol üzerinde anlaşmalarıyla gerçekleşebilecektir. Geçiş döneminin amacı Türkiye’nin

ekonomik politikalarını topluluğun politikalarına yaklaştırmaktır. AB ile 5 Mart 1995

tarihinde ( Tansu Çiller Hükümeti ) Bu anlaşmanın çok ağır koşulları olmasına karşın

ülkemizde bu durum bir başarı olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Bu konudaki en büyük

yorum Türkiye’nin AB tarafından alınan kararları uygulamakla yükümlü olması ve bu

kararlara itiraz edememesidir. Üstelik AB bu anlaşma kapsamında kendi yükümlülüklerini

yerine getirmemiş. 2,5 milyon Euro’luk yardımı yapmamıştır. Türkiye AB’ye üye olmadan bu

anlaşmayı imzalayan tek ülkedir.

Türkiye ile AB arasında Aralık 2004’de yapılan görüşmeler sonucunda bir bildiri

yayınlanmış ve Türkiye ile tam üyelik müzakerelerine 3 Ekim 2005’te başlanması

kararlaştırılmıştır. Türkiye’nin AB arasında müzakerelerin başlamasıyla 35 müzakere başlığı

gündeme gelmiş. Daha sonra Kıbrıs sorunu çerçevesinde ortaya çıkan anlaşmazlık sonucunda

8 başlık askıya alınmış. Açılmış olan başlıklarında kapatılmayacağı ve Türkiye’nin ek

protokol gereklerini yerine getirmesini bekleyeceğini açıklanmıştır.

 

KUZEY ATLANTİK ANTLAŞMASI ÖRGÜTÜ ( NATO )

Flag_of_NATO.svg

  1. Örgütün Kuruluşu

Kuzey Atlantik bölgesinde barış ve güvenliği korumak istikrarı ve huzuru geliştirmek

amacıyla 9 Nisan 1949’da Washington’da kurulmuştur.

Avrupa’da II: Dünya savaşı sonrasında Sovyetler Birliği’nin izlediği politikanın yaratmış

olduğu tedirginlik ile Batı ülkelerinin içerisinde bulunduğu askeri güçsüzlük bu ülkelerin

bazılarını bir savunma sistemi oluşturmak için birleşmeye zorlamıştır.

Bu kapsamda ilk olarak Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Đngiltere, Fransa arasında

1948’de “Batı Avrupa Birliği” kuruldu böylece Sovyet tehdidi ve yayılmasına karşı ilk ortak

savunma, ekonomik ve sosyal işbirliği örgütü kurulmuş oldu. ABD’de Sovyetlerin batıdaki

yayılmasını durdurma umuduyla barıştan sonra Batı Avrupa’nın birlik sistemine katılmaya

karar vermesiyle birlikte bir antlaşma örgütü kurma düşüncesi doğdu.

Devletlerin egemenlikleri sınırlandırılmadan 4 Nisan 1949’da ortak bir güvenlik sistemi

kuruldu. “savaşı kazanmak için sonradan birleşmektense barışı korumak için önceden birlik

olmak.” fikri benimsenmiştir.

ABD, Belçika, Büyük Britanya, Danimarka, Fransa, Hollanda, Đtalya, Đzlanda, Kanada,

Lüksemburg, Norveç ve Portekiz’in imzalamış olduğu bu anlaşmaya Türkiye ve Yunanistan

1952 yılında Batı Almanya 1955 yılında Đspanya ise 1982 yılında imza koymuşlardır.

 

  1. Örgüt Yapısı

Örgüt saldırıyı önlemeyi veya saldırı olursa onu püskürtmeyi amaç edinen askeri bir

ittifak, ayını zamanda siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda ortak ve sürekli bir işbirliğini esas

alıyordu. NATO anlaşmasının en önemli maddelerinden olan 5. maddeye göre “taraflar

içlerinden birine ya da birkaçına karşı Avrupa’da ya da Amerika’da ortaya çıkabilecek bir

saldırıyı bütün taraflara yöneltilmiş bir saldırı sayacaklardır” buna karşı tek başına veya diğer

taraflarla birlikte silahlı kuvvet kullanmakta dâhil olmak üzere gerekli savunma hareketlerini

yapacaklardır.

NATO’nun yürütme organı Kuzey Atlantik Konseyi’dir. Üye ülkelerin temsilcilerinden

oluşan konsey Brüksel’de bakanlar düzeyinde yılda bir kez, sürekli temsilciler düzeyinde de

haftada bir kez toplanır. Sürekli bir genel sekreter konseye başkanlık eder.  Ayrıca sivil askeri

organlar arasında eşgüdümü sağlar. Đttifakın en yüksek komutanlığı olan askeri komite

müttefik devletlerin genelkurmay başkanlarının temsilcilerinden oluşur. NATO’nun savunma

bölgesi 3 komutanlığa ayrılır.

 

1) Avrupa Müttefik Yüksek Komutanlığı

2) Atlantik Müttefik Yüksek Komutanlığı

3) Manş Müttefik Yüksek Komutanlığı

 

  1. Son Gelişmeler ve Bugünkü Durum

 

Fransa 1960’lı yıllarda kendi nükleer programını geliştirmiş ve ABD’nin Fransa’da

nükleer silah bulundurmasını yasaklamıştır. Fransa ve ABD arasındaki bir çekişme sonrasında

Fransa askeri kuvvetlerini NATO’dan çekmiş ve 1966 yılında NATO üyeliğinden ayrılmadan

örgütün askeri kanadından çekildiğini açıklamıştır.

1974’de Kıbrıs Savaşı sonrasında Yunanistan NATO’nun askeri kanadından çekilmiştir.

1975’de ABD Türkiye’nin Kıbrıs’ta Amerikan silahlarını kullandığı gerekçesiyle yaptırım

olarak silah ambargosu koymuştur. Türkiye’de misilleme olarak tüm ABD üslerini (

NATO’YA bağlı görünen incirlik üssü hariç ) kapadı.

1978 yılında çetin görüşmelerden sonra silah ambargosu kaldırıldı ve üstlerinde yeniden

açılmasına izin verildi. Sovyetler Birliği’nin çökmesi sonrasında soğuk savaş dönemi de sona

ermiş oldu.

Soğuk savaş döneminin bitimi sonrasında NATO’nun işlevi de değiştirilmeye başladı.

Değişim rüzgârlarının ilki 1990’daki Londra Zirvesinde verilmiştir. 1991 Roma zirvesi ile

somutlaşmış yeni strateji kavramı kabul edilmiştir. NATO için bir dönüm noktası olan yeni

strateji kavramı NATO’nun yapısında, görev alanlarında ve sorumluluklarında da devrim

niteliğinde değişiklikler yaratmıştır. Yeni strateji ile Avrupa kıtasının artık yeni bir askeri

çatışmanın tehdidi altında olmadığı vurgulanmıştır. Yeni strateji kavramının

kurumsallaştırılması ve soyutlaştırılması çerçevesinde Doğuya doğru genişleme yaklaşımı

geliştirilmiştir.

NATO artık bölgesel bir güvenlik örgütü olmaktan çok evrensel bir güvenlik örgütüne

dönüşme yolundadır. Bu süreçte NATO Avrupa’da kriz yönetimi üzerinde odaklanmış ve

dünyanın kriz yaşanan bölgelerine müdahale etme eğilimi içerisinde olmuştur.

 

Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
NASIL KAYMAKAM OLUNUR? KAYMAKAM OLMA ŞARTLARI NELERDİR?

KAYMAKAMLIK SINAVI Nasıl kaymakam olunur? Kaymakam olma şartları nelerdir ? Kaymakam olabilmek için önce hukuk, siyasal bilgiler, kamu yönetimi, işletme,...

ONLİNE HGS YÜKLEME

Değerli müşterilerimiz, bilmektesiniz ki hgs yükleme işlemleri artık sanıldığı kadar zor değil . Eskiden insanlar hgs yüklemek için bir çok...

SİYASİ TEORİLER: ERKEN SEÇİM KAPIDA

SİYASİ TEORİLER: ERKEN SEÇİM KAPIDA Siyasi teoriler yazılarımızın bu haftaki edindiğimiz konusu Erken Seçim iddiaları üzerine olacak. Özellikle son 10...

Kapat
ücretsiz ilan