Browse By

LAİKLİK NEDİR, GEREKLİ MİDİR?

 

LAİKLİK NEDİR, GEREKLİ MİDİR?

Laiklik, bize ilkokulda, ortaokulda yada lise öğrettikleri gibi, kısaca ‘Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması’dır.

Doğru bir tanım mıdır, bu tartışılır ama, Laiklik ilkesi, 1982 Anayasa’sının  değişmez ve değiştirilmesi teklifte edilemez olan ilk 4 maddesi içindede yer alır.

Laiklik ilkesi Mustafa Kemal’in inkılaplarını yaptığı zaman, belirlediği ilkelerden birisidir. 1937 yılında 24 Anayasasına yapılan bir değişiklikle konmuştur.

Yalnız, din ve devlet işlerinin ayrı olduğu bir yerde Diyanet İşleri Başkanlığının varlığı, devlet tarafından idare edilmesi ve devletin en önemli unsuru olan Başbakanlığa bağlı bir başkanlık olması entresan ve çelişen bir durumdur.

Laiklik ilkesi, dünyada sadece 3 ülkede anayasada yer alırken (bu ülkelerden biride Türkiye), bir çok ülkede laiklik kavramı bir teamül olarak devam etmekte. Yani somut, yazılı bir kural ve kaide olmamasına rağmen toplumsal yapı ve devlet yönetiiminde , kişiler resmi işlerde laiklik ilkesine uygun hareket ederek, bir sorun yaşamıyor.

Ülkemizde özellikle 28 Şubat süreci ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki uygulamalar yüzüneden pek çok tartışmalar olmuş ve pek çok mağduriyetler yaşanmıştır. Laiklik ilkesi, çoğu kez Askerlerin yönetimi etkisine almak, darbeyi göstermek, gücünü göstermek için bahane ettiği bir ilkeydi. ‘Laiklik elden gidiyor’ , ‘Şeriat geliyor’, söylemleri ile hem birçok insanı mağdur ettiler, hemde yönetimleri baskı altında tutarak, tüm millete ve dolayısıyla devlete de zarar verdiler. Bunun yanında aynı şekilde bürokratik statükocularında  aynı nedenler ile bahane ettiği bir unsurdu.

Tüm bunları söyledikten sonra, peki hiç mi diğer tarafın, yani laiklik ilkesinin kabul etmeyenlerin, istemeyenlerin suçu yok mu? Biraz var.

Tabi güncel bu tartışmalarda , bir çok ülkede etnik, seküler-dindar ve en önemlisi de mezhepsel katliamlar , iç savaşlar yaşanırken, Türkiye’de laikliğin kaldırılıp, mesela bir mezhepsel taraflılığın olduğu bir anayasal düzlemin olduğunu varsaysak, pek çok sorun yaşayacağımız kesin.

Mesela AİHM son olarak Türkiye’yi Cemevlerinin ibadethane sayılmamasını, ibadet özgürlüğünün kısıtlanması olarak görüp, dün itibariyle bu konuda Türkiye’yi mahkum etti.

Bunlar ortada iken, toplum ve yönetimler bu hoşgörüsel ortamı oturtamamışken, bunun kaldırılıp, net ve gerçekçi bir adalet anlayışını ortaya koyamaz isek, sorunların çokça yaşanacağı kesin.

Ama yinede Türkiye’nin kural , kanun, tüzük, yönetmelik, anayasa veyahut ne somut kural olursa olsun, bunlara gerek kalmaksınız, bireysel olarak vatandaşların, daha geniş çapta tüm etnik kökenlerin, farklı inançların, farklı parti ve STK’ların , devlet yönetimlerinin kendiliğinden, bir teamül olarak oturtması, otokontrolle de denetimi yapması gerekir.

Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
TERÖR TOPLUSAL YAPIYI BOZMAK İSTİYOR

Terör Toplumsal Yapıyı Bozmak İstiyor   Yılbaşı gecesi, İstanbul’da dünyaca ünlü olan bir gece klubüne, ağır otomatik silahlar giren bir...

MERKANTİLİZM NEDİR? MERKANTALİZMİN KLASİK LİBERALİZME DÖNÜŞÜMÜ

Merkantilizm 16. yüzyılda Batı Avrupa'da başlamış ekonomik bir teoridir. Merkantilizme göre bir milletin refahı anaparanın miktarına bağlıdır ve küresel ticaret...

MODERN KAMU YÖNETİMLERİNDE 5. ERK

MODERN KAMU YÖNETİMLERİNDE 5. ERK Çoğu insan, ‘5.erk nerden çıktı’  diyip, tepki göstermekte. Çoğu ülkelerde ise bu 5. Erk adeta...

Kapat
ücretsiz ilan