Browse By

ANALAR AĞLAMASIN

ANALAR AĞLAMASIN  20.12.2016 saat 00.00-01.30

Analar Ağlamasın.
Çocuklar yetim kalmasın.
Yuvalar yıkılmasın.
Gönüller taşlaşmasın.
İnsan merhametsizleşmesin.
Diller yılan dili gibi zehir fışkırtmasın.
İnsanların arasına kin, haset, nefret, buğz, fitne girmesin.
Gönül yolları kapanmasın, yollardaki kin, nefret, molozları kaldırılsın.
Barış, merhamet, kucaklama, dostluk, kardeşlik mesajları yerine, hamaset, husumet, kin naraları atılmasın.

Köprüler yıkılmasın, yollara bomba konulup, çukurlar açılmasın, kalpten kalbe giden vasıtalar engellenmesin.

Ayrılıklar derinleşmesin, yollar yakın iken uzaklaşmasın.
Derin uçurumlar, suni patlamalar, yolları kesmesin.
Derin uçurumlar düşman besler, kin ve nefret akar.
Dostluklar çoğalsın, düşmanlıklar bitsin. Dağlarda koyun-kuzu melesin, kurtla-çakallar masası olmasın.

Ovalar ekilsin, nadas’a bırakılıp sevgi tohumlaşmasına hazırlansın.
Nehirler, çaylar, dereler, cennetin ırmakları gibi bal-süt aksın, kan-irin olmasın.
Pınarlar sevgi, merhamet, iştiyak çeşmeleri olsun, fitne, fucur bulma yerleri olmasın.

Ey bu memleketin sahibi olanlar, gelin uçurumlar derinleşmeden birleşin, ayrılmayın, etrafımız, yakın-uzak çevremiz ateş çemberi,her yer parça parça, kan revan içinde, anaların göz yaşları bile kurudu, çocuklar, ‘Ölelimde , belki cennette karnımız doyar’ diye ağlıyorlar.

Falanca, filanca böyle demişti, işte sıra bize geliyor, nutukları atmadan, zaman geçirmeden herkes önce kalbini ‘’la’’ süpergesi ile temizlesin! Sonra ‘’Allah’’ adını anarak ‘’la’’ dan sonra ‘’illa Allah’’ desin, derin bir nefes ile merhamet, şefkat, birlik,uhuvet sevgisini doldursun.

Sonra tevbe ve istiğfar ederek, Kuran-ı Kerim’in dediği gibi, ‘’Ey İman edenler, Yeniden iman ediniz’’ emr-i fermanı ile iman etsin.

Ardından, aile efradını başına toplasın, bir iştiyak, bir tecdid (yenilikle)le, yakınlarını bu konuda uyarsın. Onlara da aynı ‘’uyanış’’ fikrini aşılasın. Sonra akraba, konu komşusuna koşsun. Aynı emr-i bilmaarufu onlara da anlatsın. Ve yeniden barış, kardeşlik, birlik, beraberlik ruhu ile yeni bir sabaha uyanmış gibi uyanalım. Sesimizi tüm Türkiye’ye, sonra tüm dünya’ya duyuralım. Ve haykıralım: ‘’Biz yok olsak da, ölsek de, bombalarla parçalansak da, asla parçalanmayacağız. Biz bu dünyada ezilsekte  parçalanmayacağız. Çünkü Allah bizim için din olarak İslamı, adımıza da ‘’müslüman’’ dedi. Benim dinim, ‘selamet,esenlik’, ‘barış’ dinidir. Ben ise, barışçı, esenlikçi olacağım.Allah bana: ‘ Bölüp parçalamayı, öteki berikileştirmeyi, yıkıp-yakmayı, öldürüp-yoketmeyi değil, uyarıp yaşatmayı, yaşatıp hidayet için uğraşmayı, bağışlamayı, affetmeyi’ emretti. Ben nefsin istek ve arzularına kapılırsam, heva ve hevesimin, duygularımın esiri olursam, şeytana takılır, onunla dost olurum.”

Oysa ki, Allah ‘ O sizin ebedi düşmanınızdır,’ diyerek bizi ezelden uyarmıştır.

O halde ey ins ve cin şeytanları, ey zalimler, ey vahşi kapitalist ve emperyalist güçler, siz emelinize ulaşamayacaksınız,Ben sizin ekmeğinize yağ sürüp, meydanlar da , düşmanlık naraları, hamaset ve kin sloganları atmayacağım.

Ben bütün öfkemi içime atıp, Allah’a sığınarak, düşmanıma da el uzatacağım, beni öldürmeye gelirken, bende dirilsin, eğer o dirilirse benimle beraber olup, sana karşı dimdik duracak ve sen kin ve nefretinden patlayacaksın.

Senin bütün oyunların belli, Müslümanı ve mazlumu birbirine düşürmek, onları savaştırmak, yok edip, memleket ve servetlerine el koymaktır. Sen benimle de dost ol ki, sende bu gazaptan kurtul. Sana da acıyorum. Senin içindeki hamaset biterse, sende bir insansın ve benim gibi merhametli olabilirsin.Ama bu durumunla beni dost, eş ve yandaş alıp, bana ihaleler veriyorsun. Bana ölümü gösterip, kansere razı ediyorsun. Yani vücudumda düşman hücreler oluşturuyorsun. Ve bunları yıllarca bana okuduğun ‘’ortaklık’’ mukaddimeleri ile bu kanserli hücreleri besliyor, kanımın içinde silahlandırıyorsun.

Ey Müslümanlar, ey kardeşler, ey idareciler, ey mazlumlar, ey hamaset nutukları atanlar: Gelin, birlik ve dirlik tam bozulmadan, gönül birlikleri parçalanmadan, birlikte barış , uhuvet, dostluk ve muhabbet naraları atalım. Yoksa ateş, ekinlerimize ve evimize yaklaştı. Eğer sevgi ve barış suyumuzla bu ateşi söndürmezsek, ‘’Vallahi bu ateş bizi yakar, sevgi ve dostluk tanelerimizin ekildiği ovalarımızı yok eder,hepimizi ekinsiz bırakır.”

Müsteşrikler kendi GDO’lu tohumlarını bizim ovalarımıza ekerse,hem hayatımızın hemde ektiklerimizin fıtratı bozulacak, biz bir daha iflah olmaz bir şekilde toplumsal kansere yakalanırız. Gelin ey kardeşler, bu gemide hep birlikteyiz. Nuh (as) bize derki; ‘Ey oğul, gel de bugün bu gemiye bin. Allah’ın müsaadesinden başka kimse kurtulmayacaktır.’

‘Biz Nuh’un kavmi gibi, Nuh’u kendi memleketinden kovmakla korkutmayalım. Nuh’un sonu değil, bizim sonumuz gelecek. Bizi ancak ilahi vahiy gemisi kurtarır. Ve hep birlikte belki Cudi’ye ineriz , Selamet ve esenlik görürüz.’

Ey kardeşler, herkese, seferberlik çağrısından önce, kendimizden, sonra ailemizden, dost ve akraba, çevre ve mahallemizden başlayıp, en tepedekilerimize kadar, sesimizi bütün milletimize duyuralım.

Evimizde yangın var! Etrafta 4 yönden düşman elinde körükle, ateşi körüklüyor. Biz ‘’Sahradaki karanlık gecede, oturmuşcasına birbirimizin yüzünü tanıyabilen, ama 4 metre etrafını göremeyen bir topluluk durumuna gelmişiz. İçimizde de ateşi körükleyenler var. İnatla ve hamasetle ateşi söndürmemeye çalışıyorlar.

Biz akledelim. Önce evdeki ateşi söndürelim. Bu ateş çok kolay söner.Kıtalararası denizaltı köprülerini kuran irade; inanıyorum ki mahalledeki gönülleri de birleştirip, evdeki bu ateşi söndürmeye muktedirdir.Bu irade halkı bu konuda inandırırsa bu ateş, çok kolay söner. Birilerinin bu kadar gücünü ateşi körüklemeye uğraşacağına, kovayı alıp, Fırattan, Dicle’den, Ceyhan’dan, Kızılırmak’tan, Yeşilırmak’tan ateşi söndürmek için su getirse bu ateş hemen söner.

Evdeki ateşi söndürdükten, sonra çevremizdeki düşmanın yaktığı ateş ile uğraşalım. Sınırlarımızı ateşten koruyalım, mazlum ve mağdurların imdadına koşalım. Evde ateş sönmedikçe, hiçbir yeri yanmaktan koruyamayız. Ey akıl sahipleri, adaleti ve  hakkı düşmanımız için de istersek, bu ateş çabuk söner. Çünkü hakkı ve adaleti ayakta tutmak, iman edenlerin en başta görevidir. Araf suresi, ”Şüphesizki mizan ve ölçü haktır.” Yani herkes bir gün hesap verecektir.

Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
HİLLARY CLİNTON NEDEN KAYBETTİ?

Hillary Clinton Neden Kaybetti?   Hillary Clinton ve Demokratlar aslında son 8 yılda ABD ‘de iktidardaydı. Demokratların belli başlı bazı...

MODERN KAMU YÖNETİMLERİNDE 5. ERK

MODERN KAMU YÖNETİMLERİNDE 5. ERK Çoğu insan, ‘5.erk nerden çıktı’  diyip, tepki göstermekte. Çoğu ülkelerde ise bu 5. Erk adeta...

SİYASİ TEORİLER-AVRUPA BİRLİĞİNİN GELECEĞİ

SİYASİ TEORİLER-AVRUPA BİRLİĞİNİN GELECEĞİ Avrupa, eski ve insan popülasyonunun her zaman yüksek olduğu bir kıtadır. Bir çok farklı medeniyet kurulmasına...

Kapat
ücretsiz ilan